DEVA Partisi Mersin İl Başkanı Necmi Ağaoğlu, Türkiye’deki ekonomik krizin temelinde üretimden çok yönetim anlayışı ve kurumsal çöküş olduğunu belirterek, “Bağımsız kurumlar ayakta değilse ne enflasyon düşer ne de ekonomi düzelir.” dedi.

“2002’de 8 çeyrek alan emekli bugün ancak 2 çeyrek alabiliyor”
Ağaoğlu, Türkiye’de vatandaşın yıllar içinde ciddi şekilde fakirleştiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“2002 yılında bir emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alınabiliyordu. Bugün aynı maaşla ancak 2 çeyrek altın alınabiliyor. Bu tablo, 20 yılın ardından vatandaşın nasıl büyük bir gelir kaybı yaşadığını açıkça gösteriyor.”
Enflasyonun resmi verilerin çok ötesinde olduğunu belirten Ağaoğlu, “Devlet üretmeden para basıyor. Bankalardan alınan paraların çoğu yeni basılmış banknot. Para çoğaldıkça alım gücü düşüyor, enflasyon artıyor. Bu düzen sürdürülebilir değil.” ifadelerini kullandı.
“Babacan döneminde kurumsal güven vardı”
Ağaoğlu, Genel Başkan Ali Babacan’ın ekonomi yönetiminde olduğu yıllarda Türkiye’nin güçlü bir kurumsal yapıya sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Babacan’ın yönettiği dönemde Merkez Bankası bağımsızdı, kurumlar liyakatle çalışıyordu. Her karar birden fazla imzadan geçerdi. Bugün ise ekonomi tamamen tek merkezden yönetiliyor. Böyle bir sistemde enflasyonun düşmesi de ekonomik istikrarın sağlanması da mümkün değil.”
“Devlet yapısı zayıfladı, kararlar tek imzaya düştü”
Ağaoğlu, devlet yönetiminde ortak aklın yok olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Sayın Babacan hep anlatır: Eskiden bir karar için 23 bakanın imzası gerekiyordu. Sonra ‘birkaç imza eksik olsa da olur’ denmeye başlandı. Bugün geldiğimiz noktada kararları tek bir kişi veriyor. Cumhurbaşkanı’na ulaşmak bile artık mümkün değil. Etrafında öyle bir duvar oluşturuldu ki, yanlışları söyleyebilecek kimse kalmadı.”
“Bağımsız kurumlar olmadan ne ekonomi toparlanır ne adalet işler”
Ağaoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kuralların, kurumların ve imzaların bir anlamı kalmadı. Bağımsız kurumlar yoksa ekonomi de adalet de çöker. Bizim mücadelemiz, bu çürümüş yapıyı yeniden adalet ve liyakat temelinde inşa etmektir.”
